Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

büşra&hülya

Yazılar

çakmak çakmak

Photo-0497 İçimde bir kıpırtı var hayrola..!
Hop oturup hop kalkıyor gönül okuyor canıma...
Ne desem boş sığmıyor kelamı bu çok...
Diyor ki; leyla kavuştu mecnununa...

ooooo of of
Gafil avladı bu kez kahpe felek...
Bir yolunu bulup oyuna getirdi yine..
Tuzaklarına düşürdü beni bilerek...
ooooo of of
Her halinden alacak belli o da..
Yere bakan yürek yakanlardan ateşten gömlek...
Yine başımda kavak yelleri...
Bacayı sardı yarin alevleri..
Dili yansa da gönül aldırmıyor...
Ama çakmak çakmak gözleri
Tam 12 den vurdu kalbimi
Olan oldu bu gönül ferman dinlemiyor...


Bakışı gülüşü pek hoş...
Ağzından bal akıyor..
Onsuz hayat boş...
Can katıyor canıma
İçimde kelebekler uçuşuyor
Yol aldım aşıklar diyarına

ooooo of of
Gafil avladı bu kez kahpe felek...
Bir yolunu bulup oyuna getirdi yine..
Tuzaklarına düşürdü beni bilerek...
ooooo of of
Her halinden alacak belli o da..
Yere bakan yürek yakanlardan ateşten gömlek...
Yine başımda kavak yelleri...
Bacayı sardı yarin alevleri..
Dili yansa da gönül aldırmıyor...
Ama çakmak çakmak gözleri
Tam 12 den vurdu kalbimi
Olan oldu bu gönül ferman dinlemiyor...

papatya


 
Papatyam

Kaç ay oldu görüşmeyeli seninle, ne kadar oldu sesini duymayalı, kokun hala tenimde, hiç yıkanmadım senden ayrılalı. Şehrinden ayrıldığım günü hatırlıyorum. Ardımdan su döküşünü, yine sen kapattın asansörü ve pencereden gidişime baka baka el salladın. Gözlerinden yanaklarına yavru kuş gibi sıcak iki yaş döküldü. Benimse içimde fırtınalar kopsada giderken erkekliğe bok sürmemek için ağlayamadım. Buna çok pişmanım. Oysa şimdi itiraf ediyorum, için için ağladım papatyam.Göz yaşlarım içime aktı ve hala gönül vazomda sana saklıyorum.

Senin yanına gelmeden önce yazdığım ilk ve son mektubumla birlikte bir sigaranın üstüne bir şiir yazmıştım. Onuda göndermiştim sana o mektubumda. Sevişmemizde beraber içeriz diye saklamışsın şiirli o sigaramı.

Seninle ilk sevişmemizde, tenlerimizin ilk buluşmasının ardından yaşadığın zincirleme orgazmlardan sonra üstünde kendi ellerimle yazdığım, kendi dizelerimin yer aldığı o sigarayı ikimiz birlikte içmiştik.

Tenimin ateşini yüklemiştim o sigaraya.Tutkularımı, sana olan aşkımı yüklemiştim. Dudağının çektiği o özel sigaramızdan içmek benim için dünyanın en lezzetli orgazmıydı. Sende bunu yaşadın kucağımda kıvrak kıvrak dans edip sana özel hazırladığım şiir sigaramı içine duman duman çekerken.Aynı anda da çağlayandan dökülen billur bir ırmak gibi aktın ve ben de seninle aynı anda derinlerine iliklerim koparcasına boşaldım nefes nefese senin içine papatyam.

Şehrinden ayrılırken otobüse bindiğimde bulutlar bile ağlıyordu. şehrin yıkılmış ve ardımdan yıkanmıştı göz yaşlarıyla. Şimdi ayak izlerim, geçtiğim sokaklarda, caddelerde kalmadı. Şehrine yağan kar örttü üstlerini, yağmurlar yıkadı. Geçen gün boğazda dolaşırken. Şehrine bıraktığım ayak izlerimi iki ay sonra boğazın serin sularında gördüm. Karadenize dökülüp beni boğazda bulmuş ve gittiğim günden kalan selamını getirmişti... Aleyküm selam

Şu an bir piyanonun mırıltısında yazıyorum gönlümün ıslak yağmurlarını, üşüyorum. Notalar vuruyor beni, ayrılık vuruyor, gözlerin vuruyor papatyam. Beni sen öldürüyorsun.

Keşke seni hiç tanımamış, keşke kokunu hiç duymamış, keşke seni hiç içmemiş olsaydım. Keşke,...Şu başım sensiz kalışımda sanki sigarasız kalmışım gibi zonkluyor ve dönüyor. Beni sen öldürüyorsun papatyam.

Ben sana gelinceye kadar bakir değildim. Sende bakire değildin. Ama aşkımız bakir ve bakireydi.Aşkımızın erkekliğini ve kızlığını senin yatağında tutkulu, ateşli sevişmelerimizle tenlerimizde bozduk. Yırttık aşkımızın kızlık zarını. Isırık izlerin, tırnak izlerin tıpkı aşkın gibi hala tenimde çok derin. Beni sen öldürüyorsun papatyam.

Bir sonbahar aşkıydı bizimki ama bir ilkbahar aşkından daha lezizdi. İlkbahara hiç dokunmadan sen, es geçmiş ve sonbaharda açmıştın gönlümde. Saçların tıpkı papatya sarısı. Gözlerin tütün rengi. Tenin beyaz. Bakışların kar soğuğu. Dilin çiğdem. Göz yaşların sabah gülün üstüne düşen kırağı ve gülüşün yaz sıcaklarında gelen, şiddetli yağmurlarda sadece dökülen kırımsa gibiydi papatyam. Beni sen öldürüyorsun.

Şimdi bir acı ki;
Sanki saçlarımı cımbızla tek tek çekiyorlar.
Sanki ayak parmaklarımdan santim santim jiletle parçalar kopararak gövdeme doğru ilerliyorlar.
Şimdi bir acı ki;
Tüm organlarım birleşipte kalbimin ve beynimin öncülüğünde ve senin örgütlemenle bana baş kaldırıyorlar.Beni sen öldürüyorsun papatyam.

Ablamız ikimiz için bir şarkı söylemişti dost toplantımızda. Hani şöyle başlıyordu. '' Kuşlar bile yuvaya döndü, herşey döndü, sen dönmez oldun, sen dönmez oldun. '' Evet ben dönmüyorum. Çünkü kalbimden yaralandım.Beni sen öldürüyorsun papatyam.

Şimdi bir sigaraya daha bir şiir dörtlüğü yazıyorum:

Bir gece dudaklarımın buluşmasını
Sen başka dudaklarda yaşamak isteyebilirsin
Karşı değilim, üzülsemde karar senin
Ancak benim kalbine yüklediğim
Tutkulu aşk ateşini asla başkalarında yaşayamazsın
Buda benim sana son sözlerim
Şimdi git ve istediğini yap sen bilirsin...

Ve bu sigarayıda sana bir mektupla göndereceğim beyaz bir güvercinin eliyle.O sigarayı ilk birlikte olduğun insanla yüreğin yetiyorsa, kalbin el veriyorsa ilk sevişmende iç ve bak bakalım ikimizde içtiğin gibi aynı lezzetli tadı alacakmısın? Senin elinden kalbimden keskin bir bıçakla yaralandım. Beni sen öldürüyorsun papatyam.

Dökerim bulutları bir damla göz yaşına
Yıkarım şehirleri bir saç teline
Kar dizlerime gelsede yürürüm şehrine
Yeter ki sen iste; Yeter ki sen iste papatyam

Aşk işkence değil, nede bilmece
Sevgi ölmek değil gülümsemek bence
Şu gönlüm mutludur, seni sevince
Yeter ki sen iste; Yeter ki sen iste papatyam

Aşkım sonsuz, aşkım deli ve büyükçe
Aşkım kar tanesi, aşkım aşk şurubu içince
Benim aşkım sana akıyor, sende sevince
Yeter ki sen iste; Yeter ki sen iste papatyam
Beni sen öldürüyorsun farkındamısın! ....

ablam

))))) eger bir gün yalnız gelirsem sana,
bilesinki gözyaşlarımla gelecegim,
gelirken ardımda bırakmadan
yanımda getirecegim su damlalarımı,
gözümden akamayan,yüregimi sulayan,
gözyaşlarımla gelecegim abla,
hazırmısın abla beni öyle görmeye,
dayanabilirmisin yüregimin aglamasına!
dayanabilirmisin kardeşinin gözyaşlarına!
onlarda boguldugumu görmeye hazırmısın abla,
onları kurulayabilecekmisin abla,
beni bana getirebilecekmisin abla,

canım ablam abla seni çok seviyorum çok tatlısın o gülüşün içimi rahatlatıyo seni çok seviyorum (CANIM ABLAM)

canım

Photo-0007 Merhaba demiştim hayranı olduğum yeşilliklerin arasında sana
Abla gibi bakmıştın gözlerime bir an, yabancısıydım ben o bakışların
Sonraları gülümseyişlerini gördüm göz bebeklerinde, kandırmıştın beni
Ama çok geçti yanlıştan dönmeme, çok geç
Bir bardak çay arasında kardeşim dedin bana
Artık kardeşindim senin gözünde, kardeştim sana...

Şimdilerde çay soğudu, demleri acıdı

Şimdi hayatın diğer yüzünü daha iyi görmesini öğrendim ABLA
Şimdi hayatta kaybettiklerimden sonra yanıma kalanları seçebiliyorum ABLA
Şimdi eskisi gibi düşmüyorum yürürken ve kanamıyor yaralarım artık ABLA
Benden büyük olan her bayana abla dedim ben ABLA, herkes can olamaz
Aynı benim herkese kardeş olamayacağım gibi...

senin gibi

Photo-0332 SENİN GİBİ

Aşkı bakışlarında aradım yıllar yılı
Andım ismini ta sabahlara kadar
Bilki seni ölümsüz bir aşkla sevmişim
Gönül tahtına eş seçtim bir güzel senin gibi

Kazıdımda ismini kalbimin has yerine
Yıkadım gözlerimden dökülen yaşlarla
İçtim ta fecre kadar onları yudum yudum
Gönlüme eş aradım bir güzel senin gibi

Elbet gönüllerde birgün sabah olacak
Bizim şu ruhumuz aydınlıkla dolacak
Dökülen gözyaşları kuruyacak duracak
Ve eş olacak bana bir güzel senin gibi...

kaderimsin

KADERİMSİM

sen kader nedir bilirmisin
sen benim kaderimsin
kaderi allah yaratmış
sen silemezsin

bana öyle bakma ne olursun
bu kadar kalpsiz olamazsın
şu canımı sen mi verdin
bir bakışta alacaksın

bu can senin oyuncağın
biraz daha oynarsan ellerinde kalacağım
canın sağolsun kaderim
ellerinde ölümü seve seve kabul ederim...

KORKUYORUM

Yağmuru seviyorum diyorsun,
yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun.
Güneşi seviyorum diyorsun,
güneş açınca gölgeye kaçıyorsun.
Rüzgarı seviyorum diyorsun,
rüzgar çıkınca pencereni kapatıyorsun.
İşte,bunun için korkuyorum;
Beni de sevdiğini söylüyorsun...

BEYAZ KUŞLAR

Beyaz kuşlar var havada
Barış dolu ama çaresiz
Akım yaratan çırpınışları
Bulutların üzerinde umutları

Diz çökmüş tetiklere analar
Yıkılmış evlerin duvarı
Koynunda dalı,karnında balı
Geceye doymuyor korkuları

Hızla ilerleyen mermiler
Küçük yürekleri de deler
Beyaz bezlere sarılmış vah!
Nasılda meleklere gülümser...

yalancı bahar

YALANCI BAHAR

Mutluluk sıkışmışken zamanın çıkmazlarında,
Saatim hep aynı kedere ayarlıyken,
Hüzün aşıkken bakışlarıma,
Yalancı baharlar, gözyaşı getiriyorlar kapıma,
Aldanıyorum umut maskesi takmış, hıçkırıklara.

Yıllar umursamaz ve hovardayken,
Yaşadığım her aşk bir savaş, her savaş bir yıkımken,
Yorgun bedenimin ayrılığa daha borcu bitmemişken,
Düşüncen tüm benliğime sinmişken,
Hayat, dikenli tellerini örüyor üzerimde,
Kurtulmaya çalıştıkça sensizlik kanıyorum,
Kanadıkça kurtulmaya çalışıyorum.

Kalbimi sökerken yerinden, ellerinle,
Nefessiz bırakırken, karanlık dar odalarda,
Savururken bedenimi acımasızca, rüzgarınla,
Bakışların sabır olup çıkıyor karşıma,
Kızamıyorum, azar azar yok olmama rağmen sana...